Ekmek ve Onur Nedir, İlkeleri Nelerdir

Ekmek ve Onur Nedir

Ekmek ve Onur, işçi sınıfını bir sınıf olarak varlığı temelinde örgütleyen, işçi sınıfını yöneten sınıfa dönüştürmek için mücadele eden, hem siyasal hem sendikal bir işçi derneğidir. İşyerlerinde ve gündelik yaşamda sermaye güçlerinin işçi sınıfını iradesizleştirmesine karşı işçilerin kendi bağımsız iradesini özgürce ortaya koyduğu işçi demokrasisine dayalı taban örgütlenmelerini savunur.

Ekmek ve Onur, işçi sınıfının örgütlenmesinin önünde engeller oluşturan her türlü çabaya karşı iş kolu ve işyeri ayrımı yapmadan örgütlenir. Mücadele yöntemleri ve biçimlerinde ortaklaşabilmek için bir çatı oluşturur.

Amacımız işçi sınıfının her alanda (işyeri, sendika, mahalle, gündelik yaşam) örgütlü ve dayanışma içerisinde bir güç haline gelmesidir. Bunun için sınıflar mücadelesinin zengin tarihsel deneyimleri bize yol gösterir.

Ekmek ve Onur, sınıflar mücadelesi içinde farklı ihtiyaçlar doğrultusunda en uygun yöntemi işçilerle birlikte belirleyerek ilerler.

Hangi yol ve yöntem olursa olsun taban örgütlenmesini birincil örgütlenme yöntemi olarak benimser. Sendika, dernek, işyeri komitesi, grev komitesi, fiili direniş komitesi ve benzeri örgütlenmelerin demokratik şekilde ve işçiler lehine sonuçlanması taban örgütlülüğünün gücüne bağlıdır.

Yüzyıllardır ezilen sınıfların üzerindeki baskı çeşitli kılıflara bürünerek uygulanmıştır. Ancak her türden baskıya karşı yürütülen sınıf mücadelesi, biz işçilerin haklarını koruyup yeni haklar kazandırmıştır. Günümüzde de mevcut haklarımızı korumak, yeni kazanımlar elde etmek ve bunları anayasal güvence altına almak için fiili-meşru mücadele yürütülmesini savunuyoruz.

Ekmek ve Onur İlkeleri Nelerdir?

1-Ekmek ve Onur, meclis ve komiteler yoluyla örgütlenir. İşçilerin sözünü doğrudan söylediği, kararların doğrudan demokrasi yöntemiyle alındığı yapılar kurmayı hedefler. Her işçi bulunduğu işyeri, iş kolu veya bölgede kurulan komite veya meclislere katılabilir.

2-İşçiler farklı iş kollarında ve bu iş kollarındaki görev dağılımında bir bütündür. Her iş kolunun kendine özgü sorunları ve dinamikleri olsa dahi hepsi aynı sınıfın parçasıdır. Emek safında işçiler, sermaye safında ise patronlar vardır. İkisinin uzlaşması mümkün değildir. İşte bu gerçekten hareketle işçiler, patronlar karşısında birlik olmalıdır.

Ekmek ve Onur, işçi sınıfının iş kolları üzerinden ayrıştırılmasına ve örgütlülüğünün zayıflatılmasına karşı iş kolları arasındaki birliği güçlendirir. İşçi sınıfının, kapitalizmin dünya genelinde sürdürdüğü sermaye egemenliği karşısında sınıf kardeşleriyle ortaklaştığı dünya çapında bir sınıf olduğunun bilinciyle hareket eder.

3-Ekmek ve Onur, işyeri komiteleri, meclisleri ile taban örgütlenmelerini esas alır.
Komiteler, meclisler işçilerin en temel sorunlarına (ücret, fazla mesai, iş güvencesi, taciz, mobbing, yemek-yol, iş sağlığı ve güvenliği, sendikal örgütlenme hakkı vb.) karşı dayanışmayı ve mücadeleyi örgütler. Bu komiteler işçilerin yoldaşlığını ve kader birliğini inşa ettiği yerlerdir. Komiteler işçilerin aklı, yumruğu ve yüreği olarak şekillenir.

İşyeri komiteleri ya da meclisleri bir sendikal faaliyetin başlamasına, güçlenmesine, ya da fiili bir grev, iş yavaşlatma, işgal, direniş gibi mücadele sürecine evrilebilir. Komitelerin güçlü ve canlı olması mevcut sendikal yapılarda ve işçiler arasında statükonun oluşmasına engel olur. Komite ve meclisler işyerinin olduğu gibi sınıflar mücadelesinin de nabzını tutar.

4-Ekmek ve Onur, işçilerin iradesini doğrudan ortaya koyması, sendikalarını yönetmesi, denetlemesi, güçlendirmesi için çabalar. Taban örgütlenmesi yoluyla işçilerin hem işyerinde hem de gündelik yaşamda söz sahibi olmasını hedefler. Kararlar doğrudan işçiler tarafından alınır, işçi demokrasisi işler. Üretim gücünü elinde bulunduran işçiler, karar ve yetki organlarını da elinde bulundurur.

5-Ekmek ve Onur, işçilerin sendikalar yoluyla örgütlenmesini destekler. Ancak mevcut sendikal bürokrasinin işçilerin iradesini manipüle edebileceğini ya da açıktan engelleyebileceğinin de farkındadır. Bu nedenle sendikaların içinde de taban örgütlenmesinin büyütülmesi yaklaşımını benimser. İşçilerin söz, karar ve yetki gücünün sağlanması için çalışır. Sendika yöneticilerinin ve iş yeri temsilcilerinin sürekli denetlenebilir olmasını savunur. Geri çağırma ilkesini benimser.

6-Ekmek ve Onur, devletin ve sermayenin, işçilere dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, mezhep, yaş, eğitim, çeşitli kültürel aidiyetler, beceriler gibi alt kimliklerinden ötürü uyguladıkları her türlü ayrımcılığa karşıdır. İşçilerin, bu alt kimliklerinin sermayenin işçi sınıfını bölme yönelimindeki etkisinin farkında olarak dayanışmayı ve mücadeleyi örgütler.

7-Ekmek ve Onur, kadınların özgürleşmesini işçi sınıfının özgürleşmesinden ayrı görmez. Kapitalist sistem, erkek egemen yapıyı yeniden üreterek kadın emeğini, bedenini ve kimliğini sömürgeleştirir. Kadın işçilerin eşit işe eşit ücret, iş güvencesi, şiddetten ve tacizden arındırılmış bir yaşam taleplerini sahiplenir.. Kadınların işyerlerinde, sendikalarda, mahallelerde ve yaşamın her alanında söz ve karar sahibi olmasını savunur. Kadınların örgütlü mücadelesi, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin kurucu gücüdür.

8-Ekmek ve Onur, kapitalizmin bizi sadece işyerlerinde değil hayatımızın her alanında tahakküm altına almayı, yalnızlaştırmayı, örgütsüzleştirmeyi hedeflediğinin bilincindedir. İşçi sınıfının hayatın tüm alanlarında örgütlülüğünü ve toplumsal dayanışmayı arttırmasını hedefler.

9- Kapitalizm, sermayenin sürekli büyüyebilmesi için toplumsal ihtiyaçlardan koparılmış bir üretim döngüsü içinde sürekli daha fazla mal üreten bir üretim sistemidir. Bu üretim, hız ile desteklenir. Hız, bu döngünün büyüsüdür. Bu döngü, doğadan çekilen elementlerin emek gücü ile işlenmesine ihtiyaç duyar ve üretilen metaların hızlı bir şekilde tüketilip “çöp” haline dönüşmesini hedefler. Bu emeğin ve doğanın sömürgeleştirilmesini zorunlu kılar. Bu üretim biçimi emek ile olduğu gibi doğa ile de uzlaşmaz bir çelişki halindedir.

Kapitalizmin üretim çarkı bugün doğanın kendini yenileme hızından üç kat hızlı hareket etmektedir. Yani üç dünya varmış gibi üretim yapılmaktadır. Üstelik bu, iddia edilenin aksine toplumsal ihtiyaçlara paralel değildir, bu ihtiyaçlardan koparılmış, reklamlarla sürekli arzuları tetikleyerek genişleyen bir üretimdir. Bu durum gezegenimizin geri döndürülemez tahribatına yol açmaktadır. Ekmek ve Onur, emeğin ve doğanın birbirinden bağımsız özgürleşemeyeceğini savunur. Bu mücadeleyi birlikte yürütür.

10-Ekmek Onur, çocukların bir sınıfın içine doğduğunu ve yaşamlarının o sınıfın koşullarıyla belirlendiğini bilir. Çocuk hakları mücadelesini sınıf mücadelesinin bir parçası olarak görür. Çocukların işçileştirilmesine, çocuk ihmal ve istismarına, çocukların maruz bırakıldığı her türlü hak ihlaline karşı mücadeleyi işçi sınıfı mücadelesi ile bağlar kurarak yürütür. Sınıfın çocuklarına biçilen işçiliği reddeder, çocukların toplumda hak sahibi bireyler olarak kabul edilmesi, özneleşmesi için çalışır.

11-Ekmek ve Onur, savaşların kapitalizmin ve emperyalist sistemin doğal bir sonucu olduğunun bilincindedir. Emperyalist-kapitalist ilişkiler sistemi, bütün ülkeleri birbirinin muhtemel tehdidi haline getirir; ülkeleri komşusundan korkmaya ya da komşusunun kaynaklarını ele geçirmek için hesap yapmaya zorlar.

Kapitalizm açısından savaş yalnızca egemenlik kurma aracı değil, aynı zamanda kârlı bir yatırım alanıdır. Burjuvazi, her ülkede savaş sanayisine teşviklerle yönlendirilir. Savaş hazırlıkları ve savaşlar sermaye birikimini ve birikimin merkezileşmesini hızlandırır.

İşçi sınıfı ise savaşlarda hem cephede kanıyla hem de gündelik yaşamda artan yoksulluk ve baskıyla bedel öder. Ekmek ve Onur, işçi sınıfının ve ezilen halkların çıkarlarını gözeten anti-emperyalist bir duruşla; savaş politikalarına karşı barış, dayanışma ve enternasyonal sınıf kardeşliğini savunur.

Yazar

Scroll to Top